Kardiyovasküler Sistem


Kalp ve damarların oluşturduğu, başta görevi dokulara oksijen ve ihtiyacı olan tüm maddeleri taşıyan sistem Kardiyovasküler Sistemdir. Bu sistemde, taşıyıcı olan kan ve damarlar sistemin ana motor faaliyetini gören organımız kalptir. Kalbin dakikadaki atış sayısı nabız, kanı ileriye doğru itebilmek için kalbin belirli bir basınçta basması tansiyon olarak tanımlanır.

Bir kişinin tansiyonu yükseliyorsa, kan koyulaştığı için kalbin o kanı ileriye doğru itmesi zorlaşır. Bu nedenle kan şekeri yüksek olan kişilerin kalbi daha güçlü basmak zorundadır. Aslında kişi bu durumu tansiyonum var olarak tanımlasa da aslında konu tansiyon değil, kanın yoğunluğudur. Yoğun kan, kalp tarafından güçlü şekilde basılırsa reçel kıvamındaki kan damarlara doğru hücum eder ve damarı zorlar. Bu sebeple baş ağrısı olur, damar patlamamak için içindeki suyu dışarı vermek zorunda kalır, bu yüzden de vücutta ödem oluşur. Eğer kişi şeker rahatsızlığı olduğunu bilmeden sadece tansiyonu olduğunu düşünerek bir ilaç alıyorsa, aslında şekeri yüksek olduğu için kalp zorunlu şekilde güçlü basıyorsa, aldığı ilaç kalbin basıncını düşürür. Bu durum kalbin atış sayısını nabzı arttırır. Nabız arttığında da çoğu kişi bu durumu önlemek için beta blocker kullanarak nabzı da düşürmeye çalışır. Beta blocker nabız arttığında onu bloke edici bir takım reseptörleri bloke eder, nabzın artmasına engel olur.

Kan oksijen ve dokulara diğer ihtiyacı olan maddeleri taşımakla yükümlüdür. Ama kan koyulaştığında örneğin şeker çok yükseldiğinde oksijeni de ihtiyacı olan maddeleri de doğru şekilde taşıyamaz. Aynı zamanda koyu kan damarları tıkayarak kanın aktığı yolları keser. Bu sebeple yüksek şeker sebebiyle komaya girme, hastaneye kaldırılma durumları oluşur.

Vücudun ihtiyacı olan şeker ister yağdan, isterse dışardan alınsın, şekerin ne kadar kullanılabileceğini belirleyen oksijen miktarıdır. Eğer kardiyovasküler sistemde veya damarlarda bir problem varsa, kan koyuysa ya da kalp gerekli şekilde işlemini yapmıyorsa vücudumuzda gerekli miktarda oksijen taşınamaz. Buna paralel o kişinin 1 saatte yakacağı kalori miktarı da düşer ve bu sebeple kişinin kilo vermesi yavaşlar.

Kardiyovasküler Sistemdeki Sorunlar ve Sonuçları:
  • ​Kardiyovasküler sistem temelde, tansiyon ya da nabızdan dolayı ödem yapabilir.
  • Gerekli oksijen taşınamadığı durumda kilo vermeyi yavaşlatabilir.
  • Vücut için hayati önem taşıyan vitamin ve maddeler dokulara gerekli şekilde götürülemediğinde, karaciğerden akciğere kadar bütün organların bundan negatif şekilde etkilenir. Kişinin yaşlanmasını ve sağlığının kötüye gitmesine sebep olur.

Holter (EKG) testi, tansiyon kontrolü, nabız holteri, eforlu testleri gibi Kardiyovasküler Sistemle ilgili yapılan tetkiklerdeki en büyük eksiklik kişinin şeker değerine bakılmamasıdır. Çünkü yüksek şekerde kalbin hızlı atması gerektiği gibi düşük şekerde de o kişinin bayılmaması için böbrek üstü bezlerin devreye girmesi gerekecek kişinin yine tansiyon ve nabzını yükseltecektir.

 

Sigara içmeyen bir bireyde istenen büyük tansiyon 11-12, küçük tansiyon da 7-8 civarında olmalıdır. Nabız ise sigara içenlerde 55-65, içmeyenlerde ise 65-80 arasıdır. Sigara içmeyenlerde de tansiyon yine 11-7 12-8 beklenir. Aslında sigara içilmesinde vücut gereken miktarda oksijeni alamadığı için basıncı yükseltmez.

 

Kişinin kardiyovasküler sistemde bir sıkıntısı yoksa, onun yerine sayısını arttırarak daha hızlı bir şekilde oksijene ulaşmaya çalışılır. Ancak tansiyon yüksekse %99  hastada şeker yükselmiş demektir. Kan bir şekilde zor gönderiliyordur. Hastada şeker yüksekliği yoksa, damar sisteminde problem olma ihtimali çok yüksektir. Bir kişinin gerçek tansiyonu sabah uyandığında gözlerini ilk açtığında ve yataktan cıkmadığında ölçülen tansiyonudur. Pek çok kişi tansiyonunun iyi olduğunu söyler ancak nabza bakmazlar, nabız 10 puan yukarı çıktığında kişide tansiyonun 1 puan yukarı çıktığı anlamına gelir.

Geri